Aslında Ben…


Hikayemi bir mesleki portföy havasında yazmak istemedim. Mesleki terimlerden uzak ve samimiyet kokan bir dille hayat hikayemi anlatmaya çalışacağım.

1990 yılının Mart ayında İstanbul Üsküdar’da dünyaya geldim. Çocukluğumdan evlenene kadarki hayatım Maltepe Gülsuyu’nda geçti. Çocukluğum iyi bir döneme denk geldi. Sokaklarda oynanabilecek ne kadar oyun var ise hepsini doya doya oynadım. İyiyi kötüyü sokakta yaşayarak tecrübe ettim. Bunun için kendimi şanslı hissediyorum.

çocukluğumdan bir kış resmi
Çocukluğumdan bir resim…

Okul hayatımda ise hiçbir zaman işler yolunda gitmedi. İlköğretimi Gülsuyu İÖO’da bitirdim. Lise hayatımda ise Ertuğrul Gazi Lisesi’ne başlayıp 2. sınıfta 100 küsur gün devamsızlık yapmam sebebiyle okul yönetimi evimi aradı. Bunun üzerine okuldan alınıp babamın yanında sanayide iş başı yaptırılarak okul hayatımı noktaladım.

Aslında okuldan kaçmak için kendimce çok haklı sebeplerim vardı. Ama bu sebepleri aileme anlatmak beni komik duruma düşürmekten öteye gitmezdi. O yıllarda kendimi ifade etmekte hiç başarılı olamadım. Belki de ben hiç anlaşılır olmayan bir ergendim. Bilemiyorum. Her ne olursa olsun netice olarak artık 17 yaşımda sanayide işçiydim. Zor günler benim için biraz erken başlamıştı. Buna hiç hazır değildim.

Hayatımı maf ettiğim bu yıllarda tutunacak iki dal buldum kendime. Biri futbol diğeri ise bilgisayardı. Futboldaki hayalim çocukluğumun idolü Taffarel gibi mükemmel bir kaleci olmaktı. UEFA finalinde ki o mükemmel performansı hâlâ hafızamda. Kendimi hep Galatasaray formasıyla maçlara çıkarken hayal etsem de maalesef futbolda kurduğum hayaller Maltepe’nin amatör lig takımlarında oynamaktan öteye gitmedi. Şuan 30 yaşında hâlâ amatör kümede hobi olarak kalecilik yapıyorum.

Harbişspor irfan barutcu
#Maçgünü

Bilgisayar ise aslında o yıllarda benim için tam anlamıyla bir tutku değildi. 2 aylık maaşımı biriktirerek aldığım tüplü bilgisayarımla tek yaptığım, Messenger’da geyik muhabbetleri ve gereksiz oyunlar oynamaktı. Ama bir gün arkadaşımın messengerini hackletmesi bende büyük bir merak uyandırarak farklı bir dünyaya giriş yapmama ve sanal ortamın bende tutkuya yol açmasına sebep oldu.

Meraktan girdiğim hacker dünyasında okuyarak, araştırarak ve deneyerek bir çok tecrübe edindim. Öğrendikçe hep daha fazlasını istedim. Bunu söylemek şuan komik gelse de yıllandıkça tam donanımlı bir hacker oluyordum.

Gündüz bedenen sanayide çalışıyor olsam da ruhen yoktum. Bu yüzden o yıllarda babamı biraz kızdırmıştım. Gece 3-4’lere kadar bilgisayar başında kalıp iş yerinde uyuklamak yeterince sinir bozucuydu. Haklı tabi. Okutsa okumaz, çalıştırsa çalışmaz. Ne yapacağını şaşırmıştı benim gibi bir evlatla. Hakkı ödenmez.

Akşamları işten eve geldiğimde ilk yaptım şey bilgisayarımın power düğmesine basmak olurdu. Çünkü gerçek hayatımı yaşamaktansa sanal hayatımı yaşamak çok daha çekiciydi.

2008 senesinde 2 arkadaşımla birlikte bir hacker grubu olan Grayhatz oluşumunu kurduk. Zamanla önce Türkiye’de sonra dünyada inanılmaz ses getirdik. Gazetelere manşet yapılıp tüm dünya televizyonlarında haber olduk. Bknz:

Takvim Gazetesi Grayhatz Manşeti
Takvim Gazetesi Grayhatz Manşeti
Cine5 Ana Haber

Bütün bunlar olurken, dünya bizi konuşurken işin trajikomik tarafı ben sanayi de çalışan bir tornacı çırağıydım. Halbuki ben kendimi Grayhatz gibi bir grubun kurucusu olduğum için genelkurmay başkanı gibi hissediyordum. (Şaka yaptığımı düşünenler yanılıyor.)

Egomu biraz o yıllarda abartmış olsam da bu gerçekten muazzam bir güçtü. Örneğin Türkiye aleyhine demeç veren bir siteyi hedef gösterdiğimizde onlarca hackerin hedef siteye aynı anda saldırdığını ve başardığımızda dünyada gündem olmamızı düşünün. Biz bunu sürekli gerçekleştiriyorduk.

Hayatım böyle enterasan bir haldeyken askerlik zamanı geldi çattı. Benim için değişimin iyi geleceğini düşündüğüm için tecil ettirmedim. Önce İzmir Bornova’da 2 Ay acemi birlik, Bilecik Söğüt 1 ay şöförlük eğitimi ve 12 ayda Aydın Çine’de usta birliği yaparak askerliğimi tamamladım. Toplamda 15 ay boyunca yaptığım askerlikten tek öğrendiğim şey araba sürmek oldu. Döndüğümde yine aynı bendim. Hiç bir şey değişmemişti. O zaman anladım. Hayatım akışına bırakarak değil harekete geçersem değişebilirdi.

irfan barutcu
askerde can sıkıntısı

Askerden döndüğümde yine sanayideki işimizin başına döndüm. Tabi yine Grayhatz oluşumu bomba gibi devam ediyor. Yine eskisi gibi sanalda göklerde, gerçek hayatta ise diplerde bir insanken bunun böyle devam etmeyeceğinin farkındaydım.

Evet işimi değiştirmeliydim. Bir web sistemini yıkmanın bana bir gelir sağlamadığının farkındaydım. O sebeple yıkmak yerine yapmayı düşünmeye başladım. Aslında web dünyasında pek az kişinin bildiği bir çok şey biliyordum ama tasarım adına hiçbir şey bilmiyordum. Bu sebeple Kadıköy’de bir grafik ve web tasarımı kursunda 7 ay boyunca eğitim aldım. Hayatımda hacker olmak hevesi dahil hiç bir işin üstüne bu kadar düşmedim. Çünkü başarmaktan başka çarem yoktu. Hayatımda ilk ders çalışma programı mı o yıllarda hazırladım. Kurs sonrasında ise hemen gönüllü ve freelance çalışmalar yaparak kendimi geliştirmeye devam ettim. Hem de ufaktan gelir elde etmeye başladım. Zamanla da özel şirketlerin ihtiyaç duyabileceği bir web geliştirici oldum.

Web geliştirici olarakda direkt kendimi hayal ettiğim yerlerde bulmadım. İyi bir mesleki donanıma sahip olmak yıllarımı aldı. Farklı şirketlerde, farklı tecrübeler edindim. Önce Ya**n TV şirketinde webmaster, Kır**ch Moda şirketinde E-Ticaret Yöneticisi ve Hüm**ultan şirketinde yine E-Ticaret Yöneticisi olarak çalışmaya başladım. Şuan ise home ofis olarak genelde e-ticaret firmalarına danışmanlık hizmeti veriyorum.

Şuanda bir E-Ticaret organizasyonunu tamamıyla yönetecek bilgi ve pratik olarak da tecrübeye sahibim. Şuan e-ticaret departmanları içinde yer alan 10 kusür mesleği yapabilirim. Eski hackerlık döneminden gelen bilgilerle birlikte yeni öğrendiklerim beni mesleğimde arayıp da bulunamayan tam donanımlı bir hale getirdi diyebilirim. İngiliz çakısı gibi oldum.

Sanayiden kurtulup kendimi gözümde çok büyüttüğüm plaza, ofislere atınca aslında aradığım şeyin bu olmadığını da fark etmem uzun sürmedi. Genellikle kadınların ofiste birbirlerini deli gibi kıskandıkları ve arkalarından çevirdikleri entrikaları gördüm. Erkeklerin kadın gibi dedikodu yaptığını gördüm. İş verenlerin çalışanlarına motive olsunlar diye tutamayacağı sözler verdiklerini, onları kullandıklarını gördüm. Uzatabilirim ama gerek yok, kısaca türlü türlü samimiyetsizlikler gördüm… Yani sevdiğim işi yapmanın verdiği mutluluk dışında bir sanayi işçisi olarak çalışmanın, e-ticaret müdürü olarak çalışmaktan aslında pekte bir artısı yoktu. Hatta sanayideki arkadaşlarım çok daha dürüsttü. Delikanlıydı. İçi dışı bir çocuklardı. Beyaz yakada arada bulasın.

Düşündükçe kendi girişimimi başarmalı ve aynı zamanda İstanbul stresinden uzaklarda doğa ile iç içe yaşamam gerektiğini fark ettim. Henüz buna bir çare bulabilmiş değilim. Böyle bir hayatı yaşayabilmek için farklı girişimler deniyorum. Devamlılık göstermeyen projeler ve başarısızlıkla sonuçlanan üç beş denemem oldu. Ama denemeye kesinlikle devam edeceğim.

Belkide bu dünyadan beklentim, kalabalığın olmadığı yerlerde toprağa çıplak ayakla basmak, doğaya karışmaktır. İnandığım değerlere yeterince bağlı kalmaktır. İnsanların değerini maddiyat ile ölçmediği yerlerdir. Samimiyetsiz insanlardan uzaklaşmaktır. Minimal yaşamaktır. Yanılıyor olsam bile, kendi kararlarımı almak ve elâlem ne der inancından tamamen ayrılmaktır…

Kısmen bu dediklerimi başardığıma inansam da hala puzzle’ın eksik parçaları var. Onları tamamlamak için çabalıyorum.

Hayat böyle derin düşünceler ve mücadele içinde devam ederken yarım kalan okul maceramı da tamamlamaya karar verip liseyi açıktan birkaç senede bitirdim. Mesleğime katkısı olur düşüncesi ile Anadolu Üniversitesi Web Tasarımı ve Kodlama bölümünde macerama devam ediyorum.

Son olarak Kır**ch Moda şirketinde çalıştığım sırada tanışıp ve 4 senelik birlikteliğimiz sonrası sevgili eşim ile 09.12.2018 yılında evlendik. Artık kurduğum hayaller tek kişilik değil.

Rabbim herkesin gönlüne göre versin.